Ben Askerim
Her şeyden kutsaldır mesleğim,
Elimde silahım, sınırda nöbet beklerim,
Silahım namusumdur, üniformam kefenim,
Gerekirse vatan uğrunda, canımdan vazgeçerim.
Görevim kutsaldır bilirim,
Havada, karada, denizde elim tetikte beklerim,
Uyuyamam, dahildeki her şey benim kutsalım,
Ay yıldızı gördüğünüz her yerde, özgürlüğün sesiyim,
Ben Türk askeriyim,
Ülkemin dört yanında beni bulursun,
Başımda miğferim, ayağımda postalımdan tanırsın,
Adımı bilmeyen Mehmet diye çağırsın,
Vatan uğrunda, can verecek kurban ararsan,
Hepinize yeminim, ilk safta beni bulursun,
Başım çınar gibi heybetli, gözlerim şimşek şimşek,
Atam, sendendir hamurum, ekmeğim burcu burcu kokacak,
En büyük muradım, şanslı bir mermi alnımdan öpecek,
İşte o zaman,
İşte o zaman içim huzur dolup, gölgem al bayrağa vuracak,
Ziya Doğan
Öyle bir hayat yaşıyorum ki ,
Cenneti de gördüm , cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm , pes etmeyi de.
Baziları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki ,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki " söz ver kendine "
Denizleri seviyorsan , dalgaları da seveceksin ,
Sevilmek istiyorsan , önce sevmeyi bileceksin ,
Uçmayı seviyorsan , düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan , yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki ,
son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan,anladım...
Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.
Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar.
Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.
O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.
- "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat."
- "Neyin simgesi" diye sordu çocuk.
- "İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur.
Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm.
Onun için yanımda tutarım onları.
Çocuk, sözün burasında; 'mücadele varsa, kazananı da olmalı' diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:
- "Peki" dedi. "Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.
- "Hangisi mi evlat?
- Ben, hangisini daha iyi beslersem!